Arkadaşa Açık Mektup

Sevgili arkadaşım,

“Açık mektupların çok okunuyor, illa ki sana şarkı sözü mü bulmam gerek, neden Mobbing konusunda bir yazı yazıp farkındalık yaratmıyorsun” diye yazmışsın….


Rica da edebilirdin belki ama neyse...

İş yerinde şiddetli Mobbing’e maruz kaldığını tahmin ediyorum…

Bak bu gemi nereye gider bilmiyorum,

Ama bildiğim şu ki;

Gemi kuzeye giderken içinde güneye doğru yürümenin bir faydası yok.

Sonuçta aynı yöne gidiyoruz, konumuz da hazır Mobbing iken, istersen geminin içindeki herkesi de bu mektuba davet edeyim ne dersin…?

Ama öncelikle biraz farkındalık...

Ülkemizde her sabah midesiyle göğüs kafesi arasında bir yerlerde şiddetli baskılarla uyananan onbinlerce çalışan var. Zira, bu arkadaşlar çalıştıkları işte her gün psikolojik tacize (mobbing) maruz kalıyorlar.

Aynanın diğer yüzü de var tabi ki... Çalışıyormuş gibi görünüp kendisine mobbing uygulandığını savunarak çalıştığı şirketi tehdit etmeye kalkan çalışanları da gördü bu gözler. O ümitsiz vakaları değil, gerçekten mağdur olan çalışanları kastediyorum.

İnsani değerleri pek olmayan, sevgisiz, vizyonsuz, üstelik aldığı havalı "eğitim"lerle bile bunu geliştirememiş, yöneticilere de değil sözüm... Eğitim seviyesiyle birlikte ahlak seviyesi de artmıyorsa bir insanın (sadece okuyarak adam olunmuyor), İngiliz’in tabiri ile “lost case” leri konuşmanın bir alemi yok burada. Ama o yöneticiye rast gelmiş ve umudunu tümüyle yitirmiş olan çalışanı, yani benden bu açık mektubu yazmamı isteyen o arkadaşı anlamamız gerekir önce...

Tam da bu niyetle yazıyorum bu mektubu, hem o arkadaşa, hem de size

Hazırsanız yola çıkıyoruz… (Kuzeye)

--

Sevgili arkadaşım;

Öncelikle belirteyim, burada sana “sakın duruşunu bozma” mesajı veremem.

Bir duruşu korumaktan öte, o duruşu oluşturmak için bile radikal bir plan yapması gerekir insanın.... Özgüvensizlik de baş göstermiş ise, çevresinde gelişen her olayı kabullenme başlar insanda, başına gelen şeyler ne kadar ütopik olursa olsun kabulleniverirsin her şeyi...

Denetimin ve hesaplanabilirliğin yüksek seviyede olduğu bir bilgi çağında yaşarken, o yöneticiye verebileceğin en güzel cevap tabi ki sayılarla olurdu.

Senin performans göstergen…

Performansını değerlendiren de aynı kişi ise bu nasıl işe yarayacak?

Yöneticin kötü, sistem de kötü ise,

Büyük ihtimal;

Sen kaybedeceksin, sistem kazanacak.

Bu noktadan sonra senin için bir sonraki adımlarını nasıl atacağını sorgulama vaktin gelmiş olmalı artık.

Yanlış yönetici ve kötü bir sistemde çalışıyor ve bazı adımları atmıyorsan, kötü bir son bekliyor seni... er ya da geç...

İnandığın değerlerin başkaları tarafından değişmesine, değiştirilmesine izin vermeden, o değerler için kendinden ödün vermeden, kırılmadan, bozulmadan yaşamak istiyorsan arkadaşım;

içinde bulunduğun duruma bir de şu yönden bakmanı rica edeceğim...

Psikolojik taciz, duygusal baskı, yıldırma politikası ve iş yerinde zorbalık yapan yöneticinin seçimleri genellikle tesadüfi değildir.

Avcının avcı olabilmesi için ona bir de kurban gerekli değil mi?

Sana yönelik olumsuz bir hareketi önemsemiyorsan, tepki göstermiyorsan, eleştirmiyorsan veya dile getirmiyorsan, o avcıdır sen kurban, bu durumda mobbing ile karşılaşman da gayet olası bir durum. Avcı kokunu almıştır bir kere…

Kurban rolünden sıyrılıp biraz eleştiri yapmanın ve tepki göstermenin faydası olabilir. Şimdiye kadar kafanı kuma gömmenin (vücudun dışarda iken) bir faydasını da görmediysen eğer,

Artık sesini duyurmanın zamanı gelmiştir artık.

Aksi takdirde bulunduğun durum, zaman içinde ailevi ilişkilerinden, psikolojik durumuna kadar her şeyini, tüm geleceğini etkileyecektir.

Ne yazık ki, bir karar vermelisin artık…

  • İyi ihtimal, sana yapılan mobbing son bulur ve yaşamında bir denge kurabilirsin.

  • En kötü ihtimal işini kaybedersin.

Ama;

Sen bugün de dayanayım, faturalarımı ödeyeyeyim derken, ileride hiç ödeyemeyeceğin faturaları da biriktirmiş olma sakın şimdiden.

Karar senin…

Ha unutmadan… Mektubun başında bahsettiğim niyete gelince;

Aynı geminin içindeki sizler, bir empati kurabildiniz mi bu arkadaşla?

Merak ettim. çünkü, bazılarımız için;

Esaretin Bedeli” filminde kendini odaya kilitleyip pikapta senfoni çalan bir film karakteridir o sadece...

Eğer öyle ise;

Size de iyi “seyirler” diliyorum… (Kuzeye)

Sevgilerimle,

M.

2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör