top of page

Mazhar’a Açık Mektup

Sevgili Mazhar,

Mesajlarına yoğunluktan geri dönemedim, umarım beni anlayışla karşılarsın. Ne hoş dizeler yazıp eklemişsin mesajına ve hep çokbilmişlere karşı bir yakınma var içlerinde…

Peki öyleyse, ben de naçizane bu konuda tecrübe ettiklerimi paylaşayım seninle…


Dize dize ! gitmek gerekirse; önce;

Her şeyden sen anlarsın, diye yazmışsın…

Aşa ama “Her şeyden anlayan” şahsiyetler bolca var iş hayatımızda...

Zengin Türkçemizde herbokolog olarak tabir edilen, her mevzuda bir kelamı olan… her şeyden anlayan, her şeyi bulan… O bulmasa da, ateşi, tekerleği, elektriği kendi icat etmişçesine her konuda ahkam kesmeyi seven şahsiyetlerden bahsediyorsan eğer, bilirim evet.

Sahibi bulunamamış bir icat varsa tarihte, emin ol, onu da kesin o bulmuştur, yanlış anlaşılmasın, bu şahsiyetler aslında sahiplenmeyi sever...

Mesela bir kişi, kendi fikrine sahip çıkmaya görsün, bu şahsiyetler hemen o fikri veya projeyi sahiplenip (çalmak kötü kelime) kendisininmiş gibi lanse eder veya gidip başkalarına yetiştirir. Biz de fikrimiz çalınmasın (pardon sahiplenilmesin) diye ister istemez “ben yaptım, ben buldumculara” döneriz.

Sonra;

Her şeyi sen bilirsin, diye eklemişsin…

Sokrates “bildiğim bir şey var, o da hiçbir şey bilmediğimdir” demiş… Peki bu durumda Sokrates’in bildiği şey neydi? Aynı şahsiyetlere sor, eminim onu da bilirler…!

Ama;

Sokrates’in gençlerden öğrenebildiği için gençlere öğretebildiğini bilmezler.

Sokrates’in bizlere konuşmadan önce düşünmenin, dinlemenin bir yaşama sevinci olabileceğini gösterdiğini bilmezler. Bu şahsiyetler genç çalışanlarını dinlemez, onlardan öğrenmez, her şeyi bilmediklerini arada bir kendilerine hatırlatmazlar ki, bilsinler…

Bilmiyorum demek yaratılışlarına yakışmaz çünkü. Bilmedikleri yolu bile tarif etme çabası içine girerler. Adamı yanlış yere yönlendireceklerini bilseler bile, çıkmaz “bilmiyorum” kelimesi ağızlarından…

İlk önce sen başlattın, en önce sen yavaşlattın, diye yazmışsın…

Her şeyi ben yaptımcı şahsiyetlerden bahsediyorsan eğer, bir kaçını tanırım elbet. Hani şu geriden aheste aheste gelip işi asıl başlatanları geçmeyi hedefleyenleri...Yol yerine, sadece sonuca odaklananları… Sen iyi bilirsin;

“Sonuç bir yerde herkesin olur, ama yol yalnız senin yolundur”,

Aldıkları o sonuçlar da bir gün unutulur gider, tıpkı bir gün bizim onları unuttuğumuz gibi...

En güzel filmi sen çektin, diye yazmışsın…

Hollywood yıldızlarına taş çıkartacak zirve egolu şahsiyetlerimizi söylüyorsan, bilirim elbet. Turkish Oscar ödüllü olanları özellikle…,

O şahsiyetlerden biri ile arabayla bir iş gezisine çıkmaya gör, gördüklerine inanmazsın, ben gördüm… Klimadan üşür karnı ağrır, camı açayım dersin içeriye sıcak girdi der, uyuya kalır salyası akar, uyanır çişi gelir, yol boyunca söylenir durur…, e nereye gitti şimdi onca karizma…?

En uzağa sen gittin, en çabuk da sen döndün, diye yazmışsın…

Evet bilirim gidenleri, gidemeyip de gitmek isteyenleri… hem daha çok!

Kötü bir sistemin içinde odağını kaybetmişleri, hayatının akışına yön vermeye çalışanları, onca beyin göçü, onca gidişler, gelişler hep bu yazdıklarım yüzünden olmasın sakın Mazhar…

En güzel grubu sen kurdun, demişsin…

İşte orada dur… En güzel demedim, biz 18.000 kişilik bir aileyiz dedim.

Aralarında “Açık Mektuplar” serisinin fanatikleri bile var, işimiz bu bizim, farkındalık yaratmak… her sabah çay, kahve eşliğinde binlerce kez okunur burada yazılanlar, sınırlarımızı aşmayalım lütfen…

En güzel sen söversin, diye yazmışsın…

Burada söylenecek öyle çok şey var ki, istersen bu da ayrı bir yazışmamızın konusu olsun…

Peki peki anladık” derken ne demek istedin?

Haa… kısa kes diyorsun… pekiyi, sonlandırayım o zaman. Ama aklında seni şu soru ile baş başa bırakarak…

Sana bahsettiğim şu proje, fikir sahiplenicileri yüzünden, aklımıza gelen bir fikri, projeyi “ben buldum” demek zorunda kalışımız ne kadar üzücü ve düşündürücü değil mi…?

Keşke bırakabilsek ve başkaları bizim için “ilk o buldu" diyebilse. Bir fikri, projeyi gerçekleştirmenin de işin diğer önemli yarısı olduğunu bilseler…

Biz de eğer bütün işi kendi başımıza yapmıyorsak, proje bittiğinde onu sadece kendimize değil, takımımıza da atfedebilsek, o zaman kendimizi;

  • daha bir,

  • daha iri,

  • daha diri,

hissetmeyecek miyiz sence?

Ne güzel söylemiş Atalarımız;

  • Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

  • Birlikten kuvvet doğar.

  • Nerede birlik orada dirlik.

  • Yalnız taş duvar olmaz.

Ve en sevdiğim;

“Sürüden ayrılanı kurt kapar” der atalarımız. Kurt bu, “Sen neymişsin be abi...” der mi? Ham yapar, tek bir lokmada yutar seni…

Sevgili Mazhar, senin bu dizelerinden çok güzel şarkı sözü olur ha bilesin. Şimdi sana bu satırları yazarken, radyo da çok sevdiğim MFÖ'den "Peki Peki Anladık" çalmaya başladı. Ben de derin bir nefes alayım ve şarkıyı dinleyeyim. Sağlıcakla kal...

Not: Hayalperest arkadaşın Altan'a selamlar, vakit bulur bulmaz onun da mesajına cevap yazacağım.

Sevgilerimle,

M.

2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör