Ali'ye Açık Mektup

Sevgili Ali,

Mesajlarına geri dönemedim. Çok yoğundum, umarım beni anlayışla karşılarsın. Bana yazdıklarından, ileride başarılı bir yönetici olmak istediğini anlyorum.

Peki o zaman, ben de sana tavsiye niteliğinde (naçizane) kısa notlar eşliğinde bildiklerimi, tecrübe ettiklerimi paylaşayım…


Son mesajında, Bende Şeytan tüyü var diyorsun…

Yine de karar verirken kendine çok fazla güvenme derim. Karar mekanizman esnek olmalı. Özellikle kriz anlarında kendine çok fazla güvenmemelisin, muhakeme yeteneğini etkiler, kör noktaları göremezsin. Hele ki hep haklı çıkmaya ve hızlı çözümler üretmeye alışmışsan, o kör noktalar en beklemediğin anda karşına çıkar, hiç düşünmeden yanlış karar verirsin ve hatta bunun farkında bile olmazsın.

Gördüğün her şeyi gözüne kestirip kafana takıyormuşsun

Hedef gözünü karartmasın, yoksa gözün başka hiç bir şeyi görmez. Hedefine ulaşmak için duygu ve davranışlarını yönlendirebilmelisin. Duygularının ne olduğunu bilip, kararlarında onlardan yararlanmalısın.

Yardımsever bir genç olduğunu söylüyorsun

Bak bu güzel ama, duygusal zekanı da geliştirmelisin. Duygusal yaşamın duygularına teslim olmadan yönetmeyi öğrenmelisin. Başkaları sana ne hissettiğini söylemek zorunda kalmadan, onların duygularını okuyabilmelisin.

Duygularını zor koşullarda yönetemezsen, içsel kaygılarını ekibine yansıtırsın. Attığın goller seni şampiyon yapmadığında, çalışanlarına kaygı değil, mutluluk vermelisin. Ayrıca biliyorsun, keskin sirke küpüne zarar…

Etki ile yönettiğin sürece var olursun. Güç ile yönetiyorsan o gücü senden aldıkları anda (ki bir gün alırlar) tatlı su liderine dönersin, her şeye hay hay demeye başlarsın

İleride takımında enteli de olacak, hümanisti de, pesimisti de, idealisti de

Herkesten senin gibi hisler beslemesini beklememelisin. Koşullar ne olursa olsun, başkalarının fikirlerine önem vermeli, onlardan sorgusuz sualsiz itaat beklememelisin. Sana arkandan “kendi konuşur kendi dinler” dedirtmemelisin.

Sen felsefeyi boşver Ali,

Kendini öğren. Kendini öğrenmenin sonu yok. Ancak kendinin farkında olan bir lider, başkalarını da anlayabilir ve yönlendirebilir.

Samimi, kibar ve vefalıymışsın ne güzel… ama bu özelliklerin seni mükemmel bir yönetici yapmaya yetmez. Zaten bilmelisin ki; Mükemmel yönetici diye bir şey yok.

Ben de değilim. Burada böyle yazıyorum, öyle ise mükemmelim gibi aklında bir algı oluşmasın. Ama arada bir samimiyetle kendime şu soruları soruyorum.

  • Ben nasıl bir yöneticiyim?

  • Nasıl bir yönetici olmak istiyorum?

Bu iki soruya verdiğim cevaplar arasında aklımda ciddi boşluklar oluşmuyor, davranışlarımda ciddi farklılıklar görmüyorum. Gördüğüm konularda da kendimi sürekli geliştirmek için çabalıyorum. Dedim ya… kendini öğrenmenin sonu yok. Ben oldum demekle ben öldüm demek aynı şey.

Senin anlayacağın alavare dalavere çevirerek yapabileceğin işler değil bunlar…

Bu paylaştığım özelliklerden özellikle ölümcül olanlarında eksikliklerin yoksa ne ala, o zaman ne mutlu sana ve çalışanlarına.

Ama eksikliklerim var diyorsan bu özellikleri kahvede pişpirik oynayarak kazanamazsın

Tanıdığım bir arkadaşım Linkedin'de liderlik ve kişisel gelişim konularında oldukça etkin paylaşımlar yapıyor, onu takip edip bilgi ve tecrübelerinden faydalanabilirsin, liderlik gelişimi programına katılabilirsin. İstersen tanıştırabilirim seni. Arkadaşımdan faydalan ki, bu okudukların sadece teoride kalmasın, pratiğin sallanmasın...

Doğru yoldasın Ali, ama bil ki bu işler narin… Bugün olmazsa bile, belki yarın

Senden haber bekliyorum...

Sevgilerimle,

M.

19 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör